Haber

Sırrı Süreyya Önder: Anahtar gücü pazarlık kozu haline getirmeyeceğiz

Yeşil Sol Parti’nin İstanbul Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Lider, seçimle ilgili açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı, “Parlamento aritmetiği kilit güç olacağımızı gösteriyor. Bu kilit gücü pazarlık kozu olarak kullanmayacağız. Yaptırım aracı olarak kullanmayacağız. ülkenin demokratik dönüşümü.”

İmralı Heyeti’nde yer alan Sırrı Süreyya Lider, Mezopotamya Haber Ajansı’nın 2023 seçimleri, iktidar ve muhalefetin izlediği politika, Yeşil Sol Parti’nin Kürt sorunundaki rolü ve demokratik dönüşüme ilişkin sorularını yanıtladı.

Ülke seçime gidiyor, 25 gün kaldı. Ne tür bir süreç söz konusudur?

Toplumsal güçler, kurumlar, sınıflar, yapılar, çevreler ilk kez devletin şimdiye kadar izlediği paradigmanın dışında bir ittifak arayışına giriyor. Bugün dünyanın geldiği nokta itibariyle, sağlamların bugüne kadar ulaşılan paradigmayı sürdürmesi imkansız hale gelmiştir. Bunu bir gerçeklik haline getirmemiz gerekiyor. Ama onu tespit ettikten sonra, yol nedir? İkinci yüzyılı nasıl yaşayacağımız sorusu, orta çağda hayati önemini koruyacaktır. Bunun için analize dayalı bir yaklaşımı da tercih edebiliriz. İki; Bu sayede bugüne kadar getirdiğimiz gibi gidebileceğini düşünebiliriz. Biz onları bugüne kadar getirdiğimiz gibi alırız diyenler onlar için çok büyük bir yanılgı olur. Haydi kıymetli değil, oturup hatalarından dolayı onları suçlayacak durumda değiliz ama bu artık ülkemiz ve ortak geleceğimiz için toplumsal maliyetler üretecek endişemiz. Tam da böyle bir yol ayrımında bu seçimde bir yüzyılı daha kaçırmamak hayati değer taşıyor. Aşağı yukarı her seçimde benzer değerlendirmeler yapılıyor. Bu seçimin çok değerli bir seçim olduğu söyleniyor ama bu seçim gerçekten de daha önce hiç görülmemiş bir biçimde değerli bir seçim.

Birçok farklı açıdan yaklaşılabilir. Yani sadece bir yol ayrımındayız ve burada kullanacağımız seçim problemi sonlu değil. Toplumsal güçler, kurumlar, sınıflar, yapılar, çevreler ilk kez devletin bugüne kadar izlediği paradigmanın dışında bir hizalanma arayışı içindedir. Umutlu olmak için muhtemelen çok erken ama bunda da Kürt siyasi hareketinin özverili çabalarının ödediği bedelin değerli bir kısmı var. Bu açıdan başka bir açıdan da değerlidir. O anlamda hepimiz sahalara indik, bunu anlatmaya, yaymaya ve olabilecek en olumlu sonucu almaya çalışıyoruz.

Sırrı Süreyya Lider kendi deyimiyle bütün hayatını siyasetin içinde geçirdi. 2018’den sonra sanatla ilgilendiniz. Ancak böylesine değerli bir seçimde siz de adaysınız, seçmenle buluşuyorsunuz. Atmosfer nasıl, toplumun beklentileri nasıl?

Ramazan ayının da etkisiyle, ağır yaşam koşullarının etkisiyle, depremin travmasıyla herkese açık alanlar şu anda beklediğimiz noktada değil diye düşünüyorum. coşku demiyorum. Seçim havasında değil. Güya ülkede sanki seçim gündemi yokmuş gibi bir hava var. CHP’lilerde böyle bir hava var, AKP’lilerde böyle bir hava var. Bunun nedenini dediğim gibi ağır yaşam koşulları, beyin sarsıntısının travması, toplumun terörize edilmesi gibi birçok şeye bağlayabiliriz. Bir basın açıklamasında silüetleri görünenlerin yıllarca cezalandırıldığı bir dönemden bahsediyoruz. İnsanlar sabırla oy verme gününü bekliyor. Ama bayramdan sonra o klasik alışkanlığa geldiğimiz seçim havasına gireceğimizi düşünüyorum.

Vallahi kişisel tercihim olsa evet sanat benim için her zaman yarım bırakılmış bir alan olarak kaldı, hatta başlangıçta bile. Yaşım da çok ilerledi, orada bir şeyler yapma isteğim hep devam ediyor. Hapishanedeyken karaladığım bir şey var. İşte yazdığım birkaç senaryo. Bazı sağlık sorunları vardı. Bütün bunlarda arkadaşlarımız sorumluluk almam gerektiğini söylediler. Birkaç kez gevşemeye çalıştım ama bundan fazlası kibirli olurdu. Ben anlayış olarak genç arkadaşlara ve yeni arkadaşlara alan açılmasından ve bu tür politikaların süreklilik arz etmemesi taraftarıyım. Aslında bıraktığımda devam etme seçeneğim varken diğer arkadaşlarımıza da yer açmam gerektiğini düşündüm. Birçok arkadaşımız da bu şekilde düşünüyor. Yapımızın belki de en değerli özelliği budur. Bakın bizim meclis kümelenmemiz her dönem halka yepyeni kimlikler kazandırıyor. Her birinin başka bir temsil gücü vardır. Bu anlamda en verimli yapılardan biriyiz. Ancak bu seçim, seçimden sonra ortaya çıkacak tabloda belli bir deneyim ve hafıza gerektiren bir tutarlılık olacak. Bu, bugüne özeldir. Durum böyle olunca arkadaşlar görevde ısrar edince kafa kafaya dedik geldik.

İmralı Notlarından PKK Başkanı Abdullah Öcalan’ın sanatınıza devam etmenizi teklif ettiğini biliyoruz. sanırım tamamlamadın…

Hayır o anlamda siyahım (gülüyor), pek tamamlayamadım. Görelim. Hayatın kendisi bir sanattır, biz sanat olarak siyaset yapmayı, siyaseten de sanat yapmayı bilen ve gözlemleyen insanlarız. Kabul edelim, barıştan daha değerli ve demokratik bir dönüşümden daha değerli çok az şey var.

Seçim havası olmamasına rağmen siyasi partiler çok zaman harcıyor. İktidar ise seçim kampanyasını siz, partiniz HDP üzerinden yürütüyor. nasıl izliyorsun

Acınası olarak görüyorum. Daha önce de farklı platformlarda ve bu ülkede parlamentoda söyledim; Biz olmasaydık bu meclisteki partilerin üçte biri tercih edilmeyecekti. Üçte birinin Kürt düşmanlığı, özgürlük düşmanlığı ve sövmekten başka vasıfları yok. Sadece bu nitelikle işe alınır ve burada istihdam edilirsiniz. Bu ülke, düşman icat etmeden ülke yönetme yeteneğini hiçbir zaman göstermedi. Cumhuriyetin asırlık tarihinin bu değerli döneminde, sürekli bir düşman algısına ihtiyacı vardı. Günün konjonktürü neyi gerektiriyorsa, bu düşmanın adı değişti. Onun için de miting yapmazdı, çok farklı bir şey olurdu.

Türk toplumuna kendimizi çok iyi anlatmak zorunda olduğumuz günler. Bu toplumun derin bir nefes almaya ihtiyacı var, hava ve su gibi bir ihtiyaç.

Şimdi sabah akşam o miting senin, bu miting benim. Bunlar biraz çaresizliğin ve biraz da paniğin sonucudur. Bayramdan sonra bu çaresizlik halinin daha da artacağını düşünüyorum. Tüm medya kanalları ellerinde, bekliyorlar, haber bültenleri gelince iftar programlarını ipotek ettirdiler, tartışma programı başlayınca açılış, maç, kabul gibi şeyler yapıyorlar. Hükümetlerin basını kontrol ettiği ve iş yerinde kontrol etmeye çalıştığı bu ülkede bu çabaları hepimiz gördük. Cumhurbaşkanı başbakanla konuşurken biz de ona bağlı olduğumuzu gördük. Bizim için yeni bir şey değil. Ama susarak beklemeyi ilk kez bunlar zamanında gördük. Başkan bağlanıyor, ezan okuyor, bekleyelim diyor. Canlı yayının tamamında sessizliği çekiyor. Yani stüdyoya geri dönmüyor. Sadece o panik ve kafa karışıklığının ruh hali, açıkçası onlarla uğraşmayı düşünmüyorum.

Türk toplumuna kendimizi çok iyi anlatmamız gereken günlerdeyiz. Bu toplumun derin bir nefes alması gerekiyor, hava, su gibi bir ihtiyaç. Geleceğinden, güvenliğinden, özgürlüğünden ve temel haklarından emin olacağı bir ülkeye ihtiyacı var. Doyacağı, barınma sorunu olmayacağı, gelecekten mahrum bırakılmayacağı bir topluma ihtiyacı var. Bunlar yakıcı bir talep haline gelmişken bu gerçeği ve çözümleme yollarını toplumumuza anlatmak boynumuzun borcudur.

Muhalefeti nasıl görüyorsunuz?

Millet İttifakı’nı ve özellikle Sayın Kılıçdaroğlu’nu kastediyorsak, yükü ve sorumluluğu ağırdır. Ben o dönemde çok ağır CHP eleştirileri yapan bir insanım. Hepsinin arkasındayım, hepsi o konjonktürde bir realiteye işaret ediyor, bir realitenin altını çiziyordu. Ama bugün için Sayın Kılıçdaroğlu bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu paradigmanın dışında bir cümle kurmaya çalışıyor. Bu çabayı çok değerli buluyorum. Ancak bu sonsuz bir borç anlamına gelmez. Ayrıca bu krediyi verecek olan ben değilim. Toplumda bu beklenti oldukça yüksek, özellikle Kürtler arasında, bu çok daha hayati olduğu için hem beklentiler hem de pekiştirmeler yüksek. Kötü bir gelecek vaat etmeyen, nefreti körüklemekten ve yeniden üretmekten başka bir işe yaramayan o eski paradigmaya geri dönmemesini umuyor ve diliyorum. Türkiye’nin tüm halkları ve tüm parçaları için her zaman birlikte, barışın ve özgür bir geleceğin gelişmesinin yolunu açar. Yol çok kolay.

Demokratikleşmenin temel ilkesi, yargının bağımsızlığı, siyasi bir gücün sopa kullanmasının önlenmesi, sosyal devlet, barınma, temel gıdaya erişim, temiz suya, temiz havaya erişim, temiz çevrede yaşamadır. , çabalar olumlu, bekleyeceğiz, göreceğiz, göreceğiz. Parlamenter aritmetik kilit güç olacağımızı gösteriyor. Bu kilit gücü bir pazarlık kozu olarak devreye sokmayacağız. Bunu bir yaptırım aracı olarak da kullanmayacağız. Ülkenin demokratik dönüşümüne ayak uydurmaya hazır bir şekilde bekleyeceğiz. Gerisi onların uygulamalarına ve iradelerine bağlıdır.

Kılıçdaroğlu’nun Kürt imajını izlediniz mi?

Şimdi o söylememiş olsaydı cümle cümle, kelime kelime değerlendirmeyi anlamsız buluyorum. Atılacak her adımı, beyan edilecek her iradeyi değerli buluyorum. Ama en değerli sorun, eğer bu sorun bölgesel bir sorun haline geldiyse konuşarak, müzakere ederek çözmek için imkanların sonuna kadar zorlanmasıdır. Demokratik dönüşümün en kısa ve en insani yolu budur. Peki bunun için neye ihtiyacın var? Bu nedenle bu konudaki her görüş, kendisini herhangi bir baskı altında hissetmeden barışçıl bir şekilde ifade edebilmelidir. Şu anda bu konuda söylenecek her 10 sözden 9’u onlarca yıl hapiste. Onun için Kılıçdaroğlu’ndan beklediğimiz cümle yapısı böyle olmamalı, böyle kurmalıydı, böyle söylememeliydi. Kılıçdaroğlu’ndan beklentimiz, nitelikli çoğunlukla, salt çoğunlukla birinci türden alması ve ardından bu sorunun ülkede kendini ortaya koyacağı iradenin yanı sıra bu sorunun rahatça konuşulabileceği demokratik bir platform oluşturmasıdır.

Bu güç giderse analiz kapısı aralanacak mı?

Yaşayarak göreceğiz, çözülmezse bugün liderimiz Pervin Buldan’ın dediği gibi Kürt sorunu “çözülmeyeni çözen” bir sorundur.

Kürt sorununa gelince, İmralı, Kandil ve Meclis üzerinden bir muhatap tartışması yaşanıyor. 2013-2015 yılları arasında Kürt sorununda demokratik çözümlemenin tarihsel dönüm noktası olan bir sürecin aktörlerinden birisiniz. Muhatap kim, bu sorun nasıl çözülür?

Tüm paydaşlarını içermeyen ve tüm boyutlarıyla ele alınmayan hiçbir planın işleme şansı yoktur. Ama dediğim gibi tüm bunlar için öncelikle ülkede demokratik bir zeminin oluşması gerekiyor. Onsuz, bunun sonraki aşamalarından bahsetmenin bir anlamı yok.

Peki nasıl bir süreç bekliyorsunuz?

Çözüm sürecinin bir döneminde umudumuz çok yüksekti. Bunun dışında hep bir endişe ve şüphe vardı. Oldukça yüksek olduğu o dönem kadar bu dönemden de umutluyum. Kişisel şeylerimiz hakkında konuşmak ayıp. O kadar çok yoldaşımız, arkadaşımız bedel ödedi, ödemeye devam edenler var, hayatını kaybedenler var. O anlamda kişisel olanı bu kısımdan çıkarıp buraya taşımamız gerekiyor. 21. yüzyılın paradigmasında, daha yüksek bir kavramsallaştırma ile sorun, mevcut kavram haritamızla tıkanmış ve ilerleyememektedir. Bu algoritmadan bir mimari yapabilir miyiz? Bunun koşullarını araştırmak… Aslında hep bunu düşünüyorum. İkincisi, sanki bu konuda daha farklı ve yaratıcı bir şeyler yapabilirmişiz gibi, bizden, sürecin konjonktüründen ve muhataplarımızdan kaynaklanan sorunlar nelerdi? Suç bizde miydi, ne kadarı bizdeydi? Tam tersi miydi, değil miydi? Bilerek miydi, değil miydi? Her zaman bu tür şeylerin muhasebesini yapmakla ve o anıyı yeniden hatırlamakla meşgulüm. Son olarak, dünya deneyimlerine bir kez daha göz atmakla meşgulüm. Şimdi bu yenilik çağında buna bir yol ve prosedür daha eklenebilir. Yani bu şekilde bir tefekkür halindeyiz ki, bir millet kendi ulusal demokratik kimliğini ötekileştirmeden, yok saymadan ifade edebilsin yeter ki bize ait başka düzlemler de oluşturalım. Görelim.

Önümüzdeki dönemden umutlu musunuz?

Evet, analiz sürecinde bir zamanlar büyük umutlarımız vardı. Bunun dışında hep sıkıntı ve şüphe vardı. Bu döngü, oldukça yüksek olduğu o dönem kadar umut verici.

O dönem 7 Haziran sürecini getirdi. Bugünkü hava durumunu 7 Haziran’a benzetenler var, kıyaslama mı yapıyorsunuz?

Hiçbir şeyle karşılaştırmamayı tercih ederim. Çünkü bu tür benzetmeler sıkıntı yaratır. Onu dar bir alana hapseder. Her süreç kendi benzersizliğini taşır. benzersizdir. Bundan sonra da böyle olması gerekiyor. En azından kendimizi bu analojilerden uzak tutmalıyız. Bu benzetilen dönemlerde yaşananları görmezden gelmek anlamına gelmez. Oradaki benzerlikleri, çağrışımları veya karşıtlıkları her zaman aklımda tutmalıyım ama bence hiçbir dönem, herhangi bir dönemin kendisi olarak ele alınmamalıdır.

Son seçim olan 2019 yerel seçimlerinde kayyum atanan belediyeleri geri alan HDP, “kazan kaybet” stratejisiyle büyükşehirlerde AKP’ye kaybetti. Bire bir strateji bu transfer için sonuç alacak mı?

Bizler bu sürecin, bu dönüşümün yapısal mimarlarından biri olacağız. Bu yüzden kazanmanın ve kaybetmenin üzerindeyiz.

Bu çağın kazanma ve kaybetme aralığının dışında bir karakteri var. Biz o noktadan daha ilerideyiz. Bu dönemde demokratik dönüşümün kurucu mimarları arasındayız. Muhalefet veya iktidar istedikleri kadar konumumuzu çarpıtsınlar. Nasıl yorumladığınız veya adlandırdığınız önemli değil, değerli değil. Bizler bu sürecin, bu dönüşümün yapısal mimarlarından biri olacağız. Bilgi ve tecrübemiz ile siyasi bakış açımız dışında süreci karşılayacak siyasi bir uygulama yoktur. Ne sağ ne de sol. Bu yüzden kazanmanın ve kaybetmenin üzerindeyiz. Demokratik bir cumhuriyete dönüştüreceğiz. Diktatörler dışında kimsenin bundan korkmasına gerek yok. Onların da korkmasına gerek yok, çünkü sorumlulukları evrensel ve genel bir kanunda tartışılacaktır. Bu yüzden şu anda kazan-kaybet aralığının dışındayız.

Seçime sadece 25 gün kaldı. Oy kullanma davetiniz var mı?

Şimdi oldukça fazla seçeneğim oldu, birçoğuna aday oldum ve birçoğunun temel mutfağında çalıştım. Neredeyse 4-5 başka bölge ve ülke genelinde. Açıkçası halkımızı davet ettiğimizde bir modülden utanıyoruz. Davetlerimizin hakkını verdiler, iradelerini daha da güçlendirmeye zaman zaman yetmedik. Ancak bu dönemde Yeşil Sol Parti’nin tanıtımı, sandıktaki konumu, sandıklarda resmi gözlemci bulamamamızın, teşkilatımızın teşkilatının yarattığı sorunlarla ilgili belki de son kez bir fedakarlık bekliyoruz. Yaşlılarımızın, vatandaşlarımızın deprem bölgesinde. Özellikle bayramdan sonra hep birlikte seferber olacağız. Şu an evimde yapıyoruz sabah çıktık bu saate geldik ama görüşmeden bu saatte çıkabildik. Önümüzde yaklaşık bir ay var. Gece gündüz çalışırsak bu çabalarımızın en net sonuçlarını alabileceğimiz bir seçim olacaktır. Bu öteki, bir siyasi parti seçmeninin hayati değerinin farkında olmayabilir. Herkes için hayati ama en iyi biz biliyoruz ki bu seçimin sonucu hayati değer taşıyor. Kendilerini saygıyla selamlıyor, hep birlikte iyi şanslar diliyor ve başarı sözü veriyorum. Şimdiden iyi bayramlar dileklerimi eklemek istiyorum. (HABER MERKEZİ)

habergomec.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu